Abime…
İnsan bir kardeşini kaybedince sadece bir insanı kaybetmiyor. Çocukluğunu, gençliğini, yarım kalan hayallerini ve kendinden bir parçayı da kaybediyor.
Seni kaybettiğimden beri sanırım kendimi en iyi ifade edebileceğim cümle de bu..
Seninle ilgili en canlı hatıralarımdan biri odandı. Elektronik eşyalarını gizlice kurcalar, bazen de bozardım, yerleri bir milimetre değişse farkedip “odamı mı kurcaladın?” derdin. Bir gün avometreni yanlış kademeye alıp prize bağlayarak bozduğumu dün gibi hatırlıyorum.
Kumandalı oyuncaklarımın elektrik motorlarını söküp projelerinde kullanırdın. Akşam çalışan oyuncağım sabah çalışmaz olurdu. Bizim klasik abi kardeş sürtüşmelerimiz de böyle idi işte..
Evimizin bodrumu senin atölyendi. Bozulan hiçbir eşya senin gözünde çöp değildi. Söker, inceler, öğrenmeye çalışırdın. Bugün teknolojiye, elektroniğe ve üretmeye olan ilgimde senin çok büyük payın olduğunu görüyorum.
Bilgisayar kullanmayı, bilgisayar toplamayı, fotoğrafçılığın teknik yönlerini ve motosiklet kullanmayı senden öğrendim. Diksiyon kursuna gittiğinde öğrendiklerini evde tekrar ederken de senden faydalandım.
Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve İran gezilerinden döndüğünde çektiğiniz fotoğraf negatiflerini diapozitife çevirtip, ikinci el aldığın dia tarayıcıyla tek tek dijital ortama aktarırken yanında idim, onları Halid abinin seslendirmesi ile video haline getirdiğinde de.. İşin bittiğinde o tarayıcıya sattığında da..
ÖSS’ye hazırlandığım dönemde odanı bana bıraktın. Ben rahat çalışayım diye odana mümkün olduğunca az girerdin. Kazandığım gün kapıya astığın “Şampiyon bu odada çalıştı.” afişini hiç unutmadım. Ondan önce de Karayollarının yol çalışmalarında kullanılan “Dikkat! Çalışma Var” tabelasına benzeyen bir afiş hazırlamıştın. Bana, ben daha kendime inanmadan önce inandın.
Lise yıllarımda sırdaşım, yol gösterenim ve hayat koçumdun. Üniversite yıllarında ise Ankara ve Antalya yollarındaki yol arkadaşımdın. Direksiyon başında bana sabırla araç kullanmayı öğreten de sendin. Otobanda yaramazlık yaparken, Bolu dağlarında kayarak ilerlerken, Yayla köyünden Adapazarı’na dönüşte yoğun yağmurlu dağ yollarında giderken de tecrübe etmem için beni destekledin, sabrettin, itekledin..
Mezun olup iş bulamadığın dönemi de hatırlıyorum. O günlerde yaşadığın sıkıntıları da.. Meğer ne kadar sabırlı imişsin, sonunda hem akademide hem bilim dünyasında iz bırakan bir isim oldun.
Hayatım boyunca bana hep güvendin. Kredi kartı hevesim olduğunda bana ek kart çıkardın. “İzin almana gerek yok; sadece harcadığını haber ver.” demiştin. Bana duyduğun o güveni hiç unutmadım.
Bugün en çok da sana hissettiremediklerim içimi yakıyor.
Doçent olduğunda da, profesör olduğunda da seninle gerektiği kadar gurur duyduğumu sana gösteremedim. TÜSEB ve TÜBİTAK projelerin ulusal haber ajanslarında yer aldığında da sevindim ama bugün düşünüyorum da, keşke daha çok sevinseydim, keşke bunu sana daha fazla hissettirseydim.
Öğrencilerine ayırdığın zaman kadar zamanı belki bana ayıramadın; ama ben de sana daha fazla zaman ayırmadım. Bunun pişmanlığını şimdi çok derinden yaşıyorum.
Askerde kimya hocası olmana rağmen çamaşır sepeti taşımak gibi işlerde görevlendirildiğini anlattığında buna çok içerlemiştim. Bilgini ve emeğini daha doğru değerlendirebilecek görevlerde olmanı isterdim.
Her kardeş gibi tartıştığımız, kırıldığımız zamanlar oldu. Bugün onların hiçbirinin önemi yok. Keşke daha çok konuşsaydık. Keşke daha çok sarılsaydık. Keşke daha çok vakit geçirseydik.
En büyük ukdelerimden biri de birlikte çıkmayı hayal ettiğimiz motosiklet turu. “Bir gün yaparız.” dediğimiz o yolculuk artık bu dünyada mümkün olmayacak. Birlikte ertelediğimiz ne varsa, şimdi hepsi içimde bir sızı olarak kaldı.
Sen bana sadece bir abi olmadın. Öğretmenim oldun, yol gösterenim oldun, örnek aldığım insan oldun. Bugün sahip olduğum birçok bilgiye, birçok alışkanlığa ve birçok değere senin sayende ulaştım.
Belki bunu sana yeterince söyleyemedim.
Belki seninle yeterince gurur duyduğumu gösteremedim.
Belki seni yeterince kucaklayamadım.
Ama şunu bilmeni isterim…
Senin ardından anladım ki insanın geride bıraktığı en büyük miras; dokunduğu insanların hayatıdır. Benim hayatımın en büyük mimarlarından biri de sendin.
Hakkını helal et abim.
Seni çok özlüyorum.
Hayatta iken söylemediğim her an için üzgünüm ama Seni çok seviyorum.
Rabbim mekânını cennet, makamını Firdevs eylesin. Bizi de bir gün cennetinde yeniden buluştursun.
Amin..
Ruhuna Fâtiha…
Müçteba Can